Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: rufai forum'dan ve üyelerinden.kainatın efendisine selam olsun.  (Okunma Sayısı 143 defa)
kocareis
Hadim
Sadık
****

Rep: +4/-3
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1747


allah'ı anmaktan başka bir kazanç istemem.


« : Ocak 29, 2010, 06:05:39 ÖS »

Gel ey vahdetin Gül!ü
Ay vurgunu gecelere şavkı dökülsün nurunun
Neyler üveyiklere ağlasın Gül adına çalınsın aşk tanburunun.
Gel ey günlüklerde yığın yığın gözyaşlarıyla kararan bahtımızı Gül’e döndüren haberci
Gel ve titret içimizi ... ta ki bülbüller bir Gül için söylesin en müstesna şarkılarını:
Ve ağlayalım hasretiyle , ki arıtsın bağrımızın pasını yaşlar...
Göz son kez kapanmadan, birkaç damla ile olsun...
İnci, mercan hediye!..


Gel Ey Gül-İ Rana …
Kerem kıl,tesellim ol,düş içime cemreler gibi…Bir gelişle gel,bir gülüşle gel,güle düş de gel,hayalde gel,düşte gel…

Ayı ikiye bölen kutlu ellerinle gel,şirki kara yere karan tatlı dillerinle gel,saadet muştusunda bahtlı kullarınla gel…Ve ıtır,ıtır tomur tomur güllerinle gel…

Gel Efendim,Gül Kokuşlum…

Yetiştir suyu çorağa,tutuştur gülü yaprağa…Gül dikilsin yeniden toprağa…

Senin bir damla kokuna,bütün aşklarımı fedaya hazırım…!
Ve bir kırıntısına nazarının,bütün yüreğimi kanatmaya…


Bir gülü koklamak gibi seni anmak…

Gel Ey…!
Avucumda hep dikenler…Kanıyor…Kanıyor..



Güllerin ateşini onu derenler bilir.
Yüreğin ateşini kalbe girenler bilir.
Bilmez gülün kadrini pervane-veş yanmayan
Kıymetini güllerin sırra erenler bilir
Yılda bir defa kurban keserler halk-ı alem ıyd için
Dem-be-dem saat-be-saat ben senin kurbanınım.
Alem halkı bayramda yılda bir kez kurban keserler.
(Ey Sevgili!)
Ben her zaman, her saat senin kurbanınım.

Herkes güle,bülbül olmaya hazırdır. Bülbül gül olduğunda güzelce şakır. Bülbülün anlamıdır gül. Bülbülün kanıdır gül, Diken gülle gül kokar.!

Gönüller ki Gül'e hasret!.. Gül sözleri edelim, gül düşleri görelim gül gecelerinde. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla...

Gönlüm ki Gül'e hasret!.. Güzellik Gül'e, sevgi bana düşmüş,sevginin ve vefanın bülbüle düştüğü gibi...

Gül gülse daim,ağlasa bülbül aceb değil..

Zira kimine ağla demişler, kimine gül..

Gül yeter ki gülsün ona gülmek yakışır.Bense ağlamaya razıyım.Aşk da tatlı bir gözyaşı değil midir zaten,sevdiğini güldürmek için yapılan işler uğruna..

Ey Gül'üm gülümseyişlerin vursun yüzlerimize, nur içinde nur olsun. Güzelliğin hakiki sevenleri, sevecekleri hakiki güzelliği seninle tanısınlar ve seni ansınlar.Yaşasın senin için ağlayan her dize şiirde ve senin için parlayan her damla nehirde..

Ey Sevgili kapına geldik aşkı öğret bize ve aşkını ver yüreklerimize, her şey SEN olsun şu dünyada ve olmasın SEN olmayan dünya da... Dertsiz olmak dert olarak yeter..

Gönlüm ki GÜL'e Hasret !


Gözyaşı esiri olan,sevgiliye duyulan,sevgimin en derininde bulunan,sevdam..
Sen bu bedenin damarlarında gezen damla damla kansın..seninle yaşam bulur ruhum..seninle hayata döner gözlerim..
Sen bu yüreğin sevgisine düşen en güzel aksın..seninle yüreğimin sevgisi,hayatımın sevgisi,mutluluğumun sevgisi..tıpkı saf ve duru bir karın simgesi..senin gönlüme düşürdüğün ak ile..
Sen bu gönlün kıyılarına düşen sevdasın..bu sevda ne hayat,ne özgürlük nede yürek sevdası..bu sevda gerçek sevgiliye duyulan sevgiyle yoğrulan bir mutluluk mayası..
Yüreğim nerede..sen yüreğimde nerdesin,ey sevgili!..ilmek ilmek gönlüme işlenen,göz kamaştıran güzellik sembolüm..
Bitmez tükenmez bir senin sevgin yüreğimde..bir senin adın düşürmediğim dilimde..bir senin aşkın dolu dolu tüm ömrümde..
Sana verdim gönül güvercinimi..sana uçurdum tebessüm kelebeğimi,kondurdum el-emin olan ismine..senin için ağlayan kütüğüne kondurdum..
Dindir gözyaşımı sevgili..doldur sevdanla gönlümü..sen sevdirme,sensiz güzel olmayan güzellikleri..sen sevdir sana dair hayatımızda anlam bulan ve yüreğe tek tek düşen cemrelerini..



Gel Ey Gül-İ Rana …
Kerem kıl,tesellim ol,düş içime cemreler gibi…Bir gelişle gel,bir gülüşle gel,güle düş de gel,hayalde gel,düşte gel…

Ayı ikiye bölen kutlu ellerinle gel,şirki kara yere karan tatlı dillerinle gel,saadet muştusunda bahtlı kullarınla gel…Ve ıtır,ıtır tomur tomur güllerinle gel…

Gel Efendim,Gül Kokuşlum…

Yetiştir suyu çorağa,tutuştur gülü yaprağa…Gül dikilsin yeniden toprağa…

Senin bir damla kokuna,bütün aşklarımı fedaya hazırım…!
Ve bir kırıntısına nazarının,bütün yüreğimi kanatmaya…


Bir gülü koklamak gibi seni anmak…

Gel Ey…!
Avucumda hep dikenler…Kanıyor…Kanıyor..





Güllerin ateşini onu derenler bilir.
Yüreğin ateşini kalbe girenler bilir.
Bilmez gülün kadrini pervane-veş yanmayan
Kıymetini güllerin sırra erenler bilir
Yılda bir defa kurban keserler halk-ı alem ıyd için
Dem-be-dem saat-be-saat ben senin kurbanınım.
Alem halkı bayramda yılda bir kez kurban keserler.
(Ey Sevgili!)
Ben her zaman, her saat senin kurbanınım.

Herkes güle,bülbül olmaya hazırdır. Bülbül gül olduğunda güzelce şakır. Bülbülün anlamıdır gül. Bülbülün kanıdır gül, Diken gülle gül kokar.!

Gönüller ki Gül'e hasret!.. Gül sözleri edelim, gül düşleri görelim gül gecelerinde. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla...

Gönlüm ki Gül'e hasret!.. Güzellik Gül'e, sevgi bana düşmüş,sevginin ve vefanın bülbüle düştüğü gibi...

Gül gülse daim,ağlasa bülbül aceb değil..

Zira kimine ağla demişler, kimine gül..

Gül yeter ki gülsün ona gülmek yakışır.Bense ağlamaya razıyım.Aşk da tatlı bir gözyaşı değil midir zaten,sevdiğini güldürmek için yapılan işler uğruna..

Ey Gül'üm gülümseyişlerin vursun yüzlerimize, nur içinde nur olsun. Güzelliğin hakiki sevenleri, sevecekleri hakiki güzelliği seninle tanısınlar ve seni ansınlar.Yaşasın senin için ağlayan her dize şiirde ve senin için parlayan her damla nehirde..

Ey Sevgili kapına geldik aşkı öğret bize ve aşkını ver yüreklerimize, her şey SEN olsun şu dünyada ve olmasın SEN olmayan dünya da... Dertsiz olmak dert olarak yeter..

Gönlüm ki GÜL'e Hasret !



Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
Ama sen yoktun...
Haber göndermişsin
-Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
Seni göremeyen kardeşlerine selam
Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.
Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
Sen ki dört mevsim açan gül,
Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
İsmi la yazılacak kadar şereflisin.
Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
Selam vermeyi çok sevmene rağmen
Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.
Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
Sözüne güvendiği emindin sen
Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.
Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından
Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.
Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...


avuclarında tut zamanın nabzını

her anı güllere bulansın

şebnemler düşsün kutlu vaktinden göğsümüze

uzatıp elini,zamanların en güzeline

"gelin,kardeşlerim!"der misin?

biz/i yanına çağırır mısın?



Güllerimiz Ateşe Yenildi,Yüzlerimiz Bencilliğe Yöneldi

Sen doğduğunda ateşe tapanların ateşleri söndü.

Bunu bildik,böyle söyledik,ona buna hikaye ettik.

Üzerimize alınmadık.

Senin doğumunla sönmeyi bekleyen yangınımız yok muydu bizim?

Senin gelişinle sükunet bulacak alevler tutuşturmamış mıydık yüreklerimizde?

Senin varlığına denk gelecek bir devrim sunamaz mıydık göğsümüze?

Ey kalplerin sevinci,ey gönüllerin neşesi.

Sen geldin diye,sen lütfedip bize konuştun diye,habire yakıp durduğumuz hırs ateşimizi söndürmeliydik.

Sen geldin diye,sen bize yüzünü gösterdin diye,habire eğirip durduğumuz bencilliklerimizi çözüp dağıtmalıydık.

Sen bize konuştuğun halde,sen bize yüzünü gösterdiğin halde,biz kendi ateşlerimizi küllediremedik,söndüremedik,soğutamadık.


**Kovayla kuyudan su çekerken,kardeşinin kovasına senin kovandan su dökülmesi bile iyiliktir" dedin...

Anlayamadık.

Kendi bencilliğimizin alevine pervane olmayı tercih ettik.

İyiliğin,herkesin ve herşeyi bir gül inceliğiyle koklamak olduğunu fark edemedik..

Bu kadar kolaydı Senin yanında olmak ama biz zor bildik,zorlaştırdık.

Bu kadar güzelken Senin ardın sıra yürüdüğümüz yol,bilmeden nefret ettirdik.

Yüzünün rayihası bile ateşgedelerin ateşini söndürmüşken,biz Senin serinliğinden pay alamadık,pay dağıtamadık.


Bağışlar mısın bizi Ey Sevgili? Özrümüzü kabul eder misin?

Nefhanla harlar mısın içimizin korlarını?

__________________


Her cânın bir cânânı, cânânın cânı vardır.

erref olduğumuz bir eşref ânı vardır.

Dostlar gücenir diye cân atar gül atamam,

Her gülün yaprağında bin bülbül kanı vardır.

Çehrelerimizdeki hüzünlü ifadeler
Gül Yetimi olmanın garipliği...
Hüsran nağmeleri duyuluyor ağıtlarımızdan…
Gül” kokusuna hasret kaldığı için hazan besteliyor yıllar...


Gül ağlama Gül bize
Ele diken Gül bize
Gül olanın yüzünde
Gül açılır Gül bize

Gel ey vahdetin Gül!ü
Ay vurgunu gecelere şavkı dökülsün nurunun
Neyler üveyiklere ağlasın Gül adına çalınsın aşk tanburunun.
Gel ey günlüklerde yığın yığın gözyaşlarıyla kararan bahtımızı Gül’e döndüren haberci
Gel ve titret içimizi ... ta ki bülbüller bir Gül için söylesin en müstesna şarkılarını:
Ve ağlayalım hasretiyle , ki arıtsın bağrımızın pasını yaşlar...
Göz son kez kapanmadan, birkaç damla ile olsun...
İnci, mercan hediye!..


Avuçlarımdan yere inci inci zâr düşer..
Kudretle alnıma bir uzun intizar düşer..
Hüsnünün karşısında bülbül olamadım da..
Yine de gül lütfundan şu sineme hâr düşer..
Bir lahzalık firakla gönlüm ihtiyar düşer.
Bilmem neden bana uzun sonbahar düşer..
Sanırsın sinem üstüne şak-ı Zülfikar düşer..
Çarhı almış figanım, ay utanıp saklanır..
Derdime sema ağlar,tek tek yıldızlar düşer..
Ve cümlenin sonuna nokta gibi,yar düşer..


Gül”ü anlamak, gönül dünyamızı anlamlı kılmaktı...
Gül”ü anlamak, “Gül” muhabbetinden Muhabbetullah’a yol bulmaktı…
Gül”ü anlamak O’nun aşkıyla rûhumuzda çerağ uyandırmaktıı…
Gül”ü anlamak, karanlık gecelerden müjdeli şafaklara vâsıl olmaktı…
Ne ağla ne gül bugün, anla yeter”
__________________

Dünya güzergâhından gelipte geçen devlet-i aşk sultânım….


Musul gülecekse seninle gülecek. Kerbelâ sevinecekse seninle sevinecek. Şam görünecekse seninle görünecek. Dünya özeli olan ukba güzelim… güzelimiz… elimiz…dilimiz…dîlimiz… herşeyimiz….


İfrata girdiğime dâir dedi kodu edenleri seninle iftihârıma davet ederim. Ben senin ahirzaman gönlüne iftiharımı ilel ebet etmeye cesâretlendim ve geldim. Kalem düşmanı ve hem dahi gönül yalanı kimler olursa olsun ! Onlara aldırış etmeden geldim. Geldiğimi hayal ettim….


O hayaller esnasında olacaktı ki “bî-vefâ yârim, her yerim dert ve cefâ’ diye ağıt yakanı dinlemenin heyecanından olmalı ki senin gönüllerde ki âhir zaman tecelliyâtın beliriverdi ufkumda. ‘Yâr’ dedim de geldim gâr benliğimle. Vefâsız olsamda geldim vefâ cennetine. Karanlıklarda kalsamda geldim kandil kapına. Derde devâ yoksa senin vefân olsun. Varlıksız varlığım senin o nâzenin devletine fedâ olsun. Senin cennetin kerâmet-azamet-alâmet cenneti değildi de ben îmânımdan mı dönecektim? Öyle mi sanmış ağyar? Hem dahi yâren-i yâr … Ben âhirzaman hidâyetine îman ettim ve geldim. Azamet olsa da Merhameti yanında taşıyan cennetine inandım da geldim. Alâmet olsa da ben senin beşâret-hidâyet- ferâset devletine gelmiştim… Geldiğimi zannetmiştim…


Gelirken, sanki niceleri vardı ki, cehennemin içinde cayır cayır yanıyorlardı. Çığlık atanından tutunda ıslık çalanlarına kadar. Ancak aşkın ve merhametin o bazılarına olmasaydı onlar o ateşli yollardan, acılı sofralardan, hafakanlı ayrılıklardan, özlemle dolu hasretlerinden kalkıpta huzurunda dilen(e)mezseler tâ ebetlere kadar kavrulacaklar(dı)…. Keşke o merhamet ettiklerinin içinden birisi de ben olsaydım….




Seni bilir seni tanır


Nere baksa seni sanır


Sanma ki senden usanır


Sen gönlümün sultanısın


Seni bilir seni tanır


Nere baksa seni sanır


Sanma ki senden usanır


Sen gönlümün sultanısın


Aşk bağımın gülü sensin


Gönül sazın teli sensin


Gözlerimin seli sensin


Sen gönlümün sultanısın


Bu can sana vurgun sana


Hasret zarar verir cana


Gönül tahtında dursana


Sen gönlümün sultanısın


Aşk bağımın gülü sensin


Gönül sazın teli sensin


Gözlerimin seli sensin
Sen gönlümün sultanısın


ilk aşkım diyemem, lâkin aşılmaz aşkımsın inan!



Çatlarsa bir gün kalbim;


'Ahmedim..'
yazsın her damla kan!


...Ahmedim
« Son Düzenleme: Ocak 29, 2010, 06:16:27 ÖS Gönderen: kocareis » Kayıtlı
yeni
Mübtedi
*

Rep: +1/-1
Mesaj Sayısı: 23


Bir şeye niyet ettiysen niyetini diri tut


« Yanıtla #1 : Şubat 25, 2010, 11:24:01 ÖÖ »

MEVLİD KANDİLİNİZİ KUTLAR BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM .
 
Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.Bu mübarek ve kutsal gün için hazırlanmış olan duayıda sizlerle paylaşmak istedim ve emeği geçenlerede teşekkür ederim .
 
 
EÛZÜ BİLLAHİ MİNE’Ş-ŞEYTANİ’R-RACÎM, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRRAHİM

Ya ilahel alemin
İlk yarattığın nur efendimizin nuruydu.
Sen onu var etmeden evvel gündüzün geceden,
baharın da kıştan farkı yoktu.
İyilikler, kötülüklerle iç içe;
akıl nefse yenik,
ruh da bedenin esiri idi.
O güzeller güzeli
Varlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdi
düşünceye kapılar açıp
insanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı.
Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden
Ve sayısız nice nimetlerinden ötürü
sana sonsuz hamd ü senalar olsun ya rabbi!

Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh’ım!
Mahlûkatın adedince,
Zatının rızası,
Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamınca
Efendimiz Hz. Muhammed (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selam la bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi'de el açıp yakarıyoruz

Ey her şeye hayat bahşeden Allah’ım
bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan
mübarek günleri vardır.
bir gün daha vardır ki,
o da Allah Rasûlü’nün dünyayı teşrif buyurarak
tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.
Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.
Rahmet-i Rahman’ın galeyana geldiğine inandığımız
bu kutlu zaman diliminde,
Mevlid Kandili’nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,
ümmet-i Muhammed’in hal-i pürmelali açısından
bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi’nin ruhaniyetine sığınarak,
sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabbi

Ey her şeye gücü yeten Allah’ım
Efendimizi düşünmekle
hayatın hiç kimseye nasip olmayan tadını
ve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız.
Duyarız imanın yenilmez gücünü,
Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu,
Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini,
Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini.
N’olur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve engince
Bütün insanların ruhlarına duyur ya Rabbi!

Ya Rabbel alemin
Onun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerin
imanları iz’ân ufkuna erişiyor,
muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor.
efendimizi bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyle
her an daha da şahlanıyor
ve o kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor.
Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağı
ve gül devri yaşat ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi Allah’ım
Yüzümüz yok, hicap içindeyiz;
Efendimizin senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam.
Keşke ne seviyede olursa olsun
efendimizden hiç uzaklaşmasaydık;
ondan gelen ışıklardan
ve ruhlarımıza boşalan mânâlardan
hiç mahrum kalmasaydık..
ve onu o inandırıcı çehresiyle
içlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!..
sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen
hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle ya rabbi!

ya ilahel alemin
O güzeller güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle..
tahtını sinelerimize kur
gönüllerimizdeki karanlıkları kov,
bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur
ve bize yeniden diriliş yollarını göster ya rabbi

İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah’ım
her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıver
herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver.
her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüver
sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver
ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluşturuver
ve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!

Ey merhameti bol olan Allah’ım!
şefkati, adaletini aşkın gönüller sultanını unuttuğumuzun
ve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.
Biliyoruz ki o rahmet nebisi
incinse de küsmedi
Vefasızlık görsede alakayı kesmedi
Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya “âmin” de demedi.
Sinesini, Ebû Cehil'leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtı
ve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı.
Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade eden
ve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!

Ey ihsanları sonsuz olan Allah’ım
düşe-kalka olsa da hep Efendimizin izinde yürüme gayretindeyiz.
N’olur bizi bir kere daha sevindir.
Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla
adını âleme tam duyuracak demdeyiz.
Bu dünya ışığa hasret gidiyor.
Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle,
yolların hakkını veremesek de hep yollardayız.
Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin;
N’olur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun,
ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksın
ve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..

Ey yapılan dualara cevap veren Allâh’ım
Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;
Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,
Darda kalanlara icabet edersin,
Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın
Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin
Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin
Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!

Allâh’ım
acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden,
Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız.
Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi!

Ey Yüceler Yücesi!
bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan,
bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat
ve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!
Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı!
Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi!

Allahım
Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver
ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri
senin rızan yolunda kullanmayı
bizlere nasip eyle ya Rabbi!

Allahım
Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!

Allahım
Cümlemize vicdan genişliği lutfet
Kalplerimize inşirah bahşet
Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl
Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi olan Allahım
Biz ümmeti Muhammedin dağınıklığını gider
Bize ve ülkemize birlik ve dirlik ver
Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle..
Kalplerimizi birbirene ısındır ve
Bizleri birbirimize sevdir
Dünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimizi
Bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!

Allâh'ım!
Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in Sen'den istediği
her türlü hayrı Sen'den istiyor,
yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı
her türlü şerden de
sana sığınıyoruz.

Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn!
Bizim, anne-baba ve ecdadımızın
Bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin,
Bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın,
Sevdiklerimizin, sevenlerimizin,
Içinde neş’et ettiğimiz beldedeki insanların,
Milletimiz fertlerinin,
Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın,
Dostlarımızın, kardeşlerimizin..
Bize karşı hep civanmertçe davrananların..
Hayır dualarında unutmayıp
Her zaman bizi de yâd edenlerin..
Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin..
Kıymetli nasihatleriyle
Bize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin...
Ve bütün ümmet-i Muhammed’in
Günahlarını bağışla! Ya Rabbi!

Allahım!
Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi
Bir kere daha tekrarlıyor,
Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını
Bir kez daha salavâtlarla anıyor
Ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz.
Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!

amin ve selamün alel murselin
vel hamdü lillahi Rabbi’l-alemin…



ÖMER FARUK ŞENTÜRK
Kayıtlı

"Bu bilgiyi arayarak elde edemessin, ne varki onu bulanlar yalnız aramış olanlardır." Bistam'lı  Beyazıd
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Bu Sayfa 0.139 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu