Anadoludaki İlk Rufai Dergahlarından Seyyid Emir Sultan H.Z leri ve Dergahı

(1/1)

Yusufiyeli:


SEYYİD MÜKEREMEDDİN ( EMİR SULTAN )EFENDİ H.Z İzmirin Aydınoğulları beyliği tarafından Fethi sırasında muhtemelen Ordunun komutanı olan bir diğer rivayetle fetihe katılan gazi dervişlerden olduğu sanılan Mükeremmedin efendi Peygamberimiz H.Z Muhammed sav in soyundan gelmektedir yani Seyyiddir.Aynı zaman da Emir Sultan olarak ta anılır kendisine bu ismin verilme sebebine gelince anlatılan rivayetlere göre
”Emir Sultan H.z leri Aydınoğlu beyliğinde komutanlık yaparken o devrin Büyük İslam Alimlerinden ve büyük bir Allah Dostunun İzmir de vefetı ile Aydın oğlu Beyliğinin talimatı üzerine o Allah dostunun naşını Aydın oğullarının başkenti olan Birgi ye nakil ile görevlendiril miştir.İzmir de tüm vazifeler tamam olup naşı birgiye doğru harekete geçirmişler ancak şimdilerde Gaziemir adı ile anılan mevki ye gelindiğinde Öğle namazı vakti olmuş abdest almak için su aranmış ancak su bulunamamış bunun üzerine sıkıntıya düşmüşler o anda Adetullah bozulmuş Rabbul Alemin kullarına lütuf gösterip tabutta bulunan Allah dostu elini tabuttan çıkarıp kaz ya emir sesi ile irkilmişler ve işaret ettiği yeri kazıp su çıkarmışlar çıkan su ile de abtestlerini alıp namazlarını eda etmişler ve Birgiye doğru yola devam etmişler.İşte o günden sonra Seyyid Mükeremeddin efendi h.z leri KAZ YA EMİR buyruğuna atıfen Emir Sultan adı ile anılır olmuştur aynı zaman da suyun çıktığı mevkide zamanla söyleyiş değişmesi ile GAZİEMİR olarak adlandırılmıştır”

Seyyid Mükerremeddin efendi H.Z lerinin hayatı ile ilgili çok geniş bir bilgi bulunmamaktadır.Ancak bizlere ulaşan kayıtlara göre Aydın oğulları Haçlı orduları tarafından 39 yaşında şehit edilen beyi Gazi Umur Bey 1309-1348 yılları arasında İzmir’in fethi akabinde şimdiki türbenin bulunduğu yeri vakfetmiştir ve bölge Seydi köy olarak adlandırılmıştır





Seyyid Mükeremmedin Efendi fetih esnasında yada fetihten hemen sonra vefat ettiği ve halen ayakta olan Aydın oğlu Beyi Gazi Umur Bey tarafından yaptırılan türbesine defin edildiği kaynaklarda bildirilmektedir .Vefatı nın akabinde Emir Sultan H.Z lerinin Türbesinin yanına içerisinde Tevhit hane misafirhane,aşhane,hamam,türbedar meskeni olan bir Dergah inşa edilmiştir ve böylece asırlar boyunca sürecek ve günümüzdede manen devam eden İrşad faliyetleri başlamış oldmuştur.Bu dergah çeşitli dönemlerde Rufai, Nakşibendi Celveti ve Sadi tarikatları tarafından kullanılmıştır Türbenin ismi 1921 de yayınlanan Sada yı Hak gazatesinin bir haberinde Emir Sultan Rufai Dergahı olarak geçmesi de buranın son dönem de Rufai dergahı olması konusunda belge konumundadır.



Aynı zamanda 2005 yılında bahçede bulunan tamir kitabesinde H 1300 yılını işaret ediyor ve Dergahın şeyhinin Seyyid Ali Baba olduğu tamir ettirenin de Sultan Abdulhamit döneminde darusade ağası Berham ağa olduğu bildiriliyor ve kitabenin ortasında yukarıdan aşağıya doğru yazılmış olan YA HAZRETİ PİR ŞEYH SEYYİD AHMET ER RİFAİ KADESSE SİRRUH yazması ve adı geçen postişin in Şeyh Seyyid Ali Babanın dergah bahçesinde 24 nolu kabirde yatan Rufai Tarikatı Marufi Kolu şeyhi olması buranın çok uzun yıllar Rufai tarikatı Dergahı olarak hizmet etmesinin diğer delili niteliğindedir.







Seyyid Emir Sultan türbesinin Rufai Dergahı olarak kullanılmasının ve türbenin tarihi ile ilgili en çarpıcı ve bilinen eski belgesi 1333 yılında Tunuslu İslam Gezgini İbni Batuta tarafından Anadoluya yaptığı gezinin ardından seyehat namesinde aktardıklarıdır.





“İZMİR ŞEHRİ GAZİ UMUR BEY VE MANİSAYA YÖNELİŞ

Deniz kenarında kurulmuş İzmir şehrinin büyük bir kısmı haraptır Kalesi üst tarafta bir tepededir.İzmir de Ahmediye (Rufai) tarikatı şeylerinden dindar ve kamil bir insan olan Şeyh Yakup efendinin zaviyesinde konakladık Tekke dışında ise gezgin dervişlerden yüz kadarı ile beraber dolaşan meşhur Ahlatlı zade ve Şeyh İzzettin-i Rifai konaklamışlardı şehrin valisi onlar için çadırlar kurdurdu Emir Sultan Dergahının Şeyhi Yakup efendi de onlar için bir ziyafet tertip etti Ben de bu ziyafet şölenin de hazır bulundum beraber yeme yedim.İzmir şehrinin hakimi daha önce andığımız Aydınoğlu Beyi Umur Bey kale oturur.Ben İzmire Geldiğimde babasının yanında idi gelişimden beş gün sonra babasının yanın dan İzmire geri döndü ve asaletin den olacak ki önce tekkeye uğrayıp bizi selamladı ve geçiktiği için özür diledi…”



Tunuslu İslam Gezgini İbni batutanın aktardıklarından anladığımıza göre Emir Sultan H.z lerinin vefatının ardından buranın Rufai dergahı olarak kullanılmaya başlanmış olmasıdır.Bu Mukaddes Mekan İzmirin Osmanlı Hakimiyetine girmesi ile de Özelliğini korumuş ve hatta 1512-1520 Padişah Yavuz Sultan Selim döneminde ve 1520-1566 Kanuni Sultan Süleyman döneminde Dergahın giderlerini karşılamak için Dergahın bulunduğu Seydiköy ün tarım alanlarının gelirinden pay verilimiştir.Padişah Kanıni sultan Süleyman döneminde düzenlenen vakfiye kayıdında O yıllarda Dergahın Başında Emir Sultan H.Z lerinin evlatlarından Seyyid Yusuf efendi H.Z lerinin olduğu belgelerde geçmektedir.1638 yılında yapılan başka bir vakfiye belgesi düzenlenmesi esnasında Dergahın Tevliyeti Dergahı Ali Yeniçerilerinden Mehmet Bin Osman adında Mutasarrıf Olan Bir Yeniçeriye verilmiştir belge aynen şu şekildedir.





“Mezkur Dergah-ı Ali yeniçerilerinden olup mutasarrıf olduğunulufesini hazine-i amireye koyup mukabelesinde zaviye-i mezbure verilmiştir el vaki fi 24 S sene 1048”



Emir Sultan Rufai Dergahı ile ilgili bir diğer kayıt ise Ünlü gezginimiz Evliya çelebi tarafından 1671 de İzmire yaptığı gezi sonrası yazdıklarıdır



“Evvela yukarı kale altında kabr-i Hacı Yusuf Baba Ve Beyazid Baba ve Cüneyt bey Seyyid Mükerremeddin Sultan ve nice zaviyeler var Amma ziyaret ettiğimiz bunlardır”….



Anlaşıldığı üzere Evliya Çelebi Seyyid Mükeremmeddin efendi türbesini ziyaret etmiştir.Bahsi geçen Yusuf Baba İse şimdiki Kadifekale itfaiye kulesinin yanında yok edilen tekke ve türbesinde yatıyordu bir rivayete görede Seyyid Mükerremeddin efendinin oğlu olduğu bildiriliyor.


Yusufiyeli:


Yusufiyeli:


Yusufiyeli:


Navigasyon

[0] Mesajlar